TMMOB’ye bağlı odalarda seçimler tüm hızı ile devam ederken büyük bir sürpriz yaşandı ve İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde yıllardır devam edegelen ve sol-kemalist olarak adlandırabileceğimiz grup, görevi muhafazakâr-müslüman olarak adlandırabileceğimiz gruba devretmek zorunda kaldı.
İktidar, hükümeti aşıp devletin kendisi olmaya çalıştığı yıllarda odalardaki yönetimleri ele geçirmeye çalışıp bunu başaramaması sonrasında zaten yetkilerini yok seviyesine çekip odaları paralize etmişti. Ancak yine de her zaman her yerde olmaya devam etmek istiyordu ve bu sonuçlardan birine 2026 yılı itibariyle ulaşmış görünüyor. Burada bir oda seçimini kaybetmekten çok daha önemli şekilde iktidarın onca icraatına rağmen 2026 yılında yapılan bir seçimde kendine yakın bir grubun seçim kazanabilmesi, buna muktedir olabilmesi hâli dolayısıyla bir anlam bulunmaktadır.
Özellikle güncel siyasi tartışmalarda ağırlığını iyiden iyiye hissettiren ‘seçimli dönemin sonu mu geldi’ gündemine muhalefet açısından gerek yok mu sorusu bir kez daha akıllara gelmektedir. Yani bizleri asıl ilgilendiren seçimsizlik ihtimalinden çok, seçimli hâlde dahi muhalefetin kaybetme ihtimali olmalıdır. Malum, hafızalarımız zayıf ve daha üç yıl önce muhalefet açısından bir seçimin kaybedildiğini unutmuş görünüyoruz. İktidar/devlet olmanın her türlü imkânından yararlanmakla birlikte ve kılpayı da olsa sonuçta hükümet seçimle ayakta durmaya devam etmektedir. Üzerinden geçen üç yıl sonrasında da bir meslek odası seçimi üzerinden bunun çok ufak çaplı da olsa sağlamasını görmekteyiz.
İMO İstanbul seçimlerine tekrar odaklanacak olursak şunu görüyoruz ki bir zamanlar sol-kemalistlerin dört binler, muhafazakâr-müslüman grubun binler seviyesinde oy aldığı bir seçim düzlemi her iki grubun da iki bin küsürlerde yakınlaştığı bir hâl almıştır. Yani seçimli de olsa neredeyse tüm diktatoryal düzenlerde olduğu üzere seçime katılım oranı katastrofik şekilde düşmüştür. Bu arada sol-kemalist ve devrimci ayrışması dolayısıyla oylar bölünüyor romantizmi de artık bir şey ifade etmemektedir, çünkü son seçimlerin çoğunda üçüncü grup durumu ortaya çıkmamış, çıktığı eski örneklerde de genel olarak bunlar liberal sağ diyebileceğimiz bir hâl üzeredirler*.
Maalesef odaklandığımız meslek odası seçimi üzerinden muhalefet unsurlarının, Erdoğan Bilal’i mi hazırlıyor, seçimli demokrasinin sonu mu ya da maalesef bazı liberallerin aslında Sümeyye daha iyi bir halef olurdu** gibi sakil tartışmaları arasında boğulma yaşadığımızı görüyoruz. Tabii bu süreçte de iktidar tüm unsurları ile her şeye rağmen seçimi kazanabileceğinin ufak nüvelerini sunmaya devam etmektedir. Bu anlamda salt tehdit, şantaj ve para üçgeni ile açıklanmaya çalışılan siyasette transfer olgusu da anlamlı hâle gelmektedir. Elbette devletin zor araçları her dem devrededir; ancak iktidar, ideolojik araçlar hususunda da çalışmaya devam etmektedir. Değişim ihtimalinin gökten gelecek bir karardan ziyade kitlelerin mobilizasyonu ile mümkün olabileceğinin tekrar hatırlanması gerekmektedir. 2028 seçimlerine giden yolun ne kadar azaldığı düşünülecek olursa zamanımızın da kısıtlı olduğunu bilmek zorundayız.
Süleyman Güzel
*İMO İstanbul üye sayısı 2000’li yıllarda 10 binler ile sınırlı iken güncel rakam 30 binin üstündedir. Ancak buna rağmen toplam kullanılan oy sayısı düşmüştür. Sol-Kemalist olarak adlandırdığımız grup genel olarak Çağdaş Mühendisler olarak adlandırılmakta, Muhafazakâr-Müslüman grup ise genel olarak Uygarlık Mühendisleridir. Bazen görünür olan 3. grup ise Meslekte Birliktir.
** https://www.youtube.com/watch?v=mZA6mCpsEzQ&t=882s