Enternasyonal Dayanışma’nın “Barış aktivistleri tarihi çözüm girişimi için ne diyor?” serisi kapsamında barış gönüllüsü, ilahiyatçı Fatma Akdokur’un görüşlerini aktarıyoruz:
“Tarihi günler yaşıyoruz. Türkiye için olduğu kadar bütün bir bölgesel coğrafya için barışın, selamın, huzurun, kansız ve göz yaşısız günlerin şafağı söküyor. Çünkü silahsız günlerle, hep birlikte, barışın şemsiyesi altında çoğulculuğun ve birlikte yaşamanın imkânlarını geliştirebilmenin fırsatı yakalanmış görünüyor. Elimiz yüreğimizde; bir güvercin tedirginliğiyle, barışın güven ortamına doğru adımlarken, gelinen kavşağın ne büyük bir çaba ve özveriyle örüldüğünün de farkındayız. Bu fırsat çok ama çok kıymetli.
Barışın, selamın asıl olduğu unutulmamalı. Halkların kardeşliği, bu kardeşliğin gereğince bir hukukun inşası ancak barış, selamlaşma ve helalleşme ortamıyla mümkün. Silahlı çatışmanın ortadan kalkması ve bizatihi barış ortamı diğer bütün sorunların; hak, hukuk ve özgürlüklere dair taleplerin sağlıklı ve huzurlu bir zeminde müzakere yolunu açacaktır. Yani silahlar olmadan, ölmeden ve öldürmeden konuşabilmek, tartışabilmek, siyaset yapabilmek, bireysel ve toplumsal hak taleplerini dile getirip gerçekleştirmek ve sonunda gerçekten hayata dâhil olup halaylar, şenlikler kurabilmek hepimizin dileği, duası.
Bunun gerçekleşmesi, her birimizin bütün korku, kaygı ve güvensizliğini paranteze alarak, elini taşın altına koymasından geçiyor. Ki, rahmetli Sırrı Süreyya Önder, bütün bedenini koyarak bizlere bu sorumluluğu zaten yükledi gitti. Bizler derken başta Meclisiyle, bütün siyasi partileri ve sivil toplumuyla, Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkesiyle…, dindarıyla seküleriyle, kadınıyla erkeğiyle, büyüğüyle küçüğüyle, fakiriyle zenginiyle, bu coğrafyanın her bir ferdinin barış için, selam için, yaşam için olumlu ve yüreklendirici bir şeyler yapabileceklerinden söz ediyorum. Kenarda durmak değil, barışın toplumsallaşması için etkin bir katılım yükümlülüğümüz var. Hiçbir şey yapamıyorsak dualarımızla barış yolunun döşenmesine bir soluk katmalıyız. Barış, hayattır; gelin dostlar, hep birlikte hayatı cesaretle kucaklayalım!”
