Façası çizilen İsrail ve toplumsal birlik vurguları

Netanyahu’nun kanırta kanırta başlattığı İran saldırıları üzerine kısa bir zaman aralığı için bile olsa da ateşkes aşamasına gelindi. Bu zaman zarfında İsrail isteğini tam olarak aldı mı bilmemekle beraber, demir kubbe efsanesinin İran tarafından delinebilmesi ile amiyane tabirle İsrail’in en azından façasının çizildiğini görebiliyoruz. Zaten bu nedenle füzelerin İsrail’e düşüşü ertesinde hemen büyük ağabey Amerika’nın sahaya müdahalesi gerçekleşti. Bu topraklardaki en büyük çıbanbaşı olan İsrail’in kurtarıcısı rolünü ABD bir kez daha oynamış oldu. Amerika Tomahawk füzeleri ile bir nevi little boy ve fat man[1] havası estirdi ve artık barışa (!) hazır olduğunu belirtti.

Bu anlamda İsrail’in uzun süredir Amerikasız bile olsa Ortadoğu’da esip gürleyebileceği efsanesi çöktü. Hepimizin bildiği ancak Siyonizm üzerinden komplo teorisine evrilme ihtimali olan Amerika’yı hatta Avrupa’yı yani son tahlilde Batı’yı İsrail’in çıkarlarının yönettiği gerçekliği ise bir kez daha tescillenmiş oldu. Düşünsenize ABD anlaşmalar için zaten masada olan İran’ı masaya gelmemekle suçladı ya da ülkesine saldırı olan İran’a İngiltere, Fransa ve Almanya “sana saldıranlara karşılık verme” diyebildi. İran’daki çirkin rejim desteklenmesi düşünülmeyecek bir boyutta olsa da İran’ın pratikleri konusunda Batı’nın ikiyüzlülüğü nedeniyle kelam dahi edemiyoruz. Ki saldırılar karşısında İran halkının duruşu da bizlerin bu suskunluğuna hak verir bir düzlemde.

Peki, bu sürecin Türkiye kamuoyundaki etkileri nedir? Erdoğan ve özellikle Bahçeli’nin uzun süredir Büyük İsrail kızıl elması? üzerinden oluşturmaya çalıştığı korku ikliminin sonuç aldığını görebiliyoruz[2] Ki zaten uzun süredir soruşturmalar ile boğulan CHP’yi mutlak butlan üzerinden Kılıçdaroğlu’nun muhtemel katkıları ile iyice zayıflatma ya da zayıf gösterme çabalarının sonuç vereceğini de tahmin edebiliyoruz. Ki bir de üzerine iktidarın ne anlamda söylediğini bildiğimiz “birlik” vurgusunu İmamoğlu’nun destekler şekilde (her ne kadar kendince başka bir anlamda söylese de) tekrar etmesi, dolayısıyla iktidarın öncesinde bahsettiğimiz savaş ortamından kendine güç devşirmesi projesinin maalesef işleyebileceğini görüyoruz. Keza benzer vurguyu Demirtaş da yaptı, Kürt hareketinin Apo ismi ile müsemma pratikleri dolayısıyla bu çağrı beklenen etkiyi yaratmadı. Ancak bizim için önemli olan iktidarın yaratmak istediği “birlik ama bende billurlaşacak birlik” anlayışının iktidarı ve muhalefeti ile herkes tarafından bir şekilde kabul görmeye başlaması halidir.

Altaylı’nın da tutuklanmasına vesile olan Cumhurbaşkanı’nın ölünceye kadar yönetebilmesi anketinde[3] her ne kadar %70 şimdilik karşı olsa da öteki taraftan baktığımızda tam dip ekonomik koşullarda dahi onay veren %30’luk bir kesim var ve öncesinde[4] de belirttiğimiz üzere demokrasi kültürümüz iktidarı ve muhalefeti ile parçalanmanın eşiğinde gibi gözüküyor. Kürt ve Alevi kitle önderlikleri[5] ise birisinin CHP’yi Kılıçdaroğlu üzerinden ele geçirme, diğerinin Öcalan’ın nizamat denemeleri ile meşgul olması dolayısıyla şimdilik umut vadetmiyor. Enternasyonal marşın dizelerinde geçtiği üzere “Bizleri kurtaracak olan kendi kollarımızdır” vesselam.

Süleyman Güzel


[1] Ağustos 1945’te Japonya’ya atılan ve sonuçları ile sonraki yüzyılı şekillendiren atom bombalarının isimleri.

[2] Gezici anket, Haziran 2025 anketi.

[3] Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün Türkiye Seçmen Eğilimleri Araştırması

[4] https://enternasyonaldayanisma.org/2025/03/23/tam-otoriterlik-yolunda-kucuk-burjuva-refleksi-mi/

[5] https://enternasyonaldayanisma.org/2025/03/23/tam-otoriterlik-yolunda-kucuk-burjuva-refleksi-mi/

Yazar

You May Also Like

Kira krizi derinleşiyor

Ekonomik kriz, konut kiralarını fahiş seviyelere çıkarırken, birçok kiracı açısından mahkemeye taşınan kira davaları da sonuçlanmaya başladı. Tahliye…