Bugün (19 Mayıs) Independent Türkçe’de “Ukrayna, Rus topraklarına saldırmak için ABD’den yardım istiyor” başlıklı bir haber var. Ukrayna her başı sıkıştığında yaptığı gibi Amerika ve Avrupa ülkelerinden silah ve istihbarat yardımı almaya çalışıyor. İki yılı aşkın bir süredir devam eden Rusya’nın Ukrayna işgalinin son hâli bu.
Ukrayna aldığı silah yardımları ile Rusya’yı geri püskürtecek diye beklenirken tam tersi oldu. Rusya yavaş da olsa Ukrayna’da yeni bölgeleri işgal etmeye başladı. Zelensky’nin bir süredir alışkanlık hâline getirdiği yurtdışı gezilerine (işgal altındaki bir ülke liderinin ülke ülke, zirve zirve dolaşması da ilginç bir olay olarak tarihe geçecek) ara vermek zorunda kalacak kadar önemli bir saldırı gerçekleşiyor. Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, 11-17 Mayıs’ta Harkiv, Donetsk ve Zaporijya bölgelerinde 14 yerleşim biriminin ele geçirildiği öne sürülmüştü.
Ukrayna’nın askeri yetersizliği bir kez daha ortaya çıktı. Zelensky bir kez daha Batı’nın kapılarına dayandı.
Biden savaşın başında ambargo ile Rusya ekonomisini gerileteceğini, Avrupa’daki Fransa, Almanya gibi ülkeleri yanına alarak iki kutuplu dünyada kendi tarafını güçlendireceğini planlarken tam tersi bir durum yaşanıyor. Rusya ekonomisi 2023 yılında, ekonomik yaptırımlara maruz kalmasına ve büyük küresel pazarlardan kopuk olmasına rağmen, yüzde 3,6 oranında büyüyerek, büyüme açısından hem ABD’yi hem de Avrupa’yı geride bıraktı. Bu dönemde Rusya, Çin’e bağımlı bir ülke olarak ekonomisini ayakta tutabilir bir hâle geldi.
Putin beşinci dönem başkanlığının ilk ziyaretini Çin’e yaptı. Çin lideri Şi Çinping tarafından oldukça iyi bir şekilde karşılandı. Çinping “eski dost” diye seslenerek iki ülke arasındaki bağı vurguladı. 15 Mayıs’ta başlayan ve iki gün devam eden görüşmenin önemli detaylardan biri Cinping’in yaptığı açıklama oldu. Çinli lider, Pekin ve Moskova’nın savaşa “siyasi bir çözüm” bulunması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu söyledi. Bu açıklama, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline ilişkin kararının bile ortak verildiğini gösteren bir sembol olarak görüldü.
Wall Street Journal’deki bir analizde, Çin’in Rus ekonomisine “can simidi olduğu”, bunun iki ülke arasındaki ekonomik güç dengesini Çin’in lehine değiştirdiği söylendi. Rusya-Çin ticareti 2023 yılında 240 milyar doların üzerine çıkarak rekor kırdı. Çin toplam ticaretinin sadece yüzde 4’ünü Rusya’yla gerçekleştirirken, Rusya toplam ticaretinin yüzde 33’ünü Çin’le yapıyor. Sibirya’nın Gücü 2 boru hattı için görüşmeler devam ederken Kremlin, Pekin yönetimine 2030’a kadar 98 milyar metreküp doğalgaz ve 100 milyon ton sıvılaştırılmış doğalgaz tedarik etmeyi hedefliyor. Ambargolar yüzünden Avrupa ile ticareti kesilen Rusya, Çin’e ucuz petrol sağlayarak Çin’in ekonomik olarak büyümesini sağlıyor. Biden’ın Rusya’yı ekonomik olarak çökertme planı Çin’in avantajına dönüştü.
Bu bağlılığı Zelensky de fark etmiş ki Fransız haber ajansı AFP’ye verdiği söyleşide, Haziran’da İsviçre’de düzenlenecek ateşkes görüşmelerine Çin’in de katılmasını istediğini söyledi. Zelensky, Pekin yönetiminin Moskova üzerinde “büyük etkisi olduğunu” ifade ederek, barışın sağlanmasında önemli rol oynayabileceğini söyledi.
Savaş kayıpları, silahlanmaya ayrılan bütçe
Rusya, milli gelirinin yaklaşık yüzde 6’sını askeri harcamalara ayırırken, Ukrayna’nın askeri harcamaları 65 milyar dolarla milli gelirinin yüzde 37’sini oluşturuyor. Bu dengesizlik savaşın Ukrayna ekonomisine olan ağır yükünü ortaya koyuyor[1]. Rusya’nın askeri harcamaları ekonomisini sarsmadığı gibi aksine ekonomik büyümesinin sebepleri arasında sayılıyor. Ukrayna için ise tam tersi doğru. Ukrayna ekonomisi darmaduman oldu.
Politico’da Nisan’da yazılan bir yazıda Jamie Dettmer “Geçtiğimiz ay Ukrayna’da haber hazırlarken fark ettiğim üzere, siyasi liderler, askeri yetkililer ve sıradan vatandaşlarla yaptığım onlarca görüşmeden ortaya çıkan tablo, felakete doğru sürüklenen bir ülkenin tablosu”[2] diye yazıyordu.
Bu durum Ukrayna’yı ekonomik olarak da Batı’ya bağlıyor. Ama Batı hem askeri hem ekonomik olarak Ukrayna’ya çok az yardım ediyor. İşgal altındaki ülkelere yönelik hamasi söylemler dünyada çok yaygın. İsrail’in Filistin işgali bunun en iyi örneği.
Bu felaketten çıkışın tek yolunu Batı’dan askeri ve ekonomik yardım olarak gören Ukrayna yönetimi, savaşın maliyetini üstlenmek istemeyen aşırı sağ partilerin Batı’daki seçim zaferleri ile büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Amerikan seçimlerinde Trump’ın gelmesi ise Ukrayna için tam bir kâbus olacak. Biden’ın Ukrayna yardımlarına büyük oranda muhalif olan Trump, Beyaz Saray’a dönmesi hâlinde, Ukrayna topraklarının bir kısmının Rusya’ya bırakılacağı bir anlaşma imzalamaya niyetli olduğunu pek çok yerde söylüyor.
İşgalin başında “Rus faşizmine ve diktatörlüğe karşı Ukrayna’nın özgürlüğü” için Zelensky ve yönetimini destekleyen, 2022’de ateşkes ve barış anlaşmalarına engel olan emperyalist güçler, şimdi savaşın maliyetinden bahsetmeye başladılar. Bu destek Ukrayna’nın bağımsızlığını güvence altına almak şöyle dursun, Ukrayna’yı Batı’nın emperyal hırslarına daha da bağımlı hâle getirdi.
Ukrayna Parlamentosu, askerlik yaşını 27’den 25’e indiren seferberlik yasasını imzaladığı anda binlerce genç batıya geçmeye başladı. Halihazırda Avrupa’daki Ukraynalı mülteci sayısı 4,3 milyonu aşmış durumda. Bu rakamlar, Ukrayna halkının savaşa ilgisini gösteriyor.
Batı’yı motive eden Ukrayna’nın “özgürlüğünden” bahsetmek artık bir yanılsama. Gençlerin istemedikleri halde savaşmaya zorlandıkları bir ülkede nasıl özgürlük olabilir? Umut sadece her iki taraftaki savaş karşıtlarının, bu anlamsız savaşa karşı bir isyan başlatması fikrinde yatıyor.
Yıldız Önen
[1] https://enternasyonaldayanisma.org/2024/04/24/askeri-harcamalarla-birlikte-savas-tehlikesi-de-artiyor/
[2]https://www.politico.eu/article/why-ukraine-losing-russia-war/