“İşçi hareketi, felsefenin bilinçle varlığı barıştırma vaadini yerine getirecek olan tarihsel etmendir. Proletarya, üretme gücüyle toplumun öznesidir; ürettikleri ve hedef olduğu sömürüyle de nesnesi.” (Akıl Tutulması) ~ Max Horkheimer
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, kamusal eğitimin yerle bir edildiği bu dönemde piyasalaşmış eğitimin sarsılmaz temsilcisi özel okul patronlarının ve siyasi iktidarın ensesinde olmaya devam ediyor. “Asgari ücrete son, taban maaş hakkı hemen”, “Patronların bakanı istifa” şiarıyla Ankara’da TBMM önünden başlattıkları eylemlilikleri sendikanın yaptığı son açıklamalarla birlikte farklı şehirlerde de il milli eğitim müdürlükleri önünde başladı. Özel Sektör Öğretmenler Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali “Tüm illerde direniş haftası ilan ettik” dedi. Sendika, sosyal medya hesaplarında sürekli yeni eylemliliklerin çağrısını yapıyor ve ekliyor:
Meclis önünde Eğitim Nöbeti devam ediyor. Basının ilgisi yüksek; canlı yayınlara bağlanıyor ve taleplerimizi duyuruyoruz. Hava yağışlı. Kararlıyız!
ÖMK’ye haklarımızın dâhil edilmesini, Meclis’in bu yönde adım atmasını istiyoruz.
Artık genel anlamda bir eğitim mücadelesi bu!
Fedakârlık ve direniş zamanı!
Sendika şimdilik İstanbul, Bursa, Çanakkale, Isparta, Antalya, İzmir, Eskişehir, Mersin, Sakarya, Samsun, il milli eğitim müdürlüklerinde her gün saat 18.00 ile 22.00 arasında nöbet eyleminin gerçekleşeceğini açıkladı. Bu nöbetlere başta Eğitim Sen şubeleri olmak üzere birçok emek örgütü, siyasi parti temsilcileri dayanışma ziyaretinde bulunuyor.
Sendika, uzun zamandır birçok özel okulu, eğitim emekçilerine dayattığı güvencesiz çalışma koşullarını, ucuz iş gücünü ve haftalık çalışma saatlerine uyulmaması gibi birçok konuda, kan emici patronların yakasına yapışarak teşhir ediyor. Geçtiğimiz yıllarda yapmış oldukları eylem sırasında polis tarafından kameralar önünde işkenceye maruz kalan sendika üyesi öğretmenlere, geçen gün meclis önüne doğru yapılan yürüyüşte yine polis tarafından bu kez de silah çekildi. Katillere, mafyalara, uyuşturucu baronlarına, tecavüzcülere örülmeyen barikatlar emekçilere, öğretmenlere örülüyor.
Öğretmenlerin mücadelesi ise hem kamuda hem de özel sektör içerisinde büyüyor. Yoksulluk sınırının 60.000 TL, açlık sınırının 20.000 TL olduğu bu dönemde kamuda öğretmenler yoksulluk sınırının, özel sektörde ise öğretmenler açlık sınırının altında olan asgari ücretin bile altında çalışmak zorunda. Kurs, etüt, etkinlik, nöbet, öğrenci servisi bekleme vs. gibi angaryalarıyla birlikte günde 12 saati bulan bazen de geçen çalışma saatleri öğretmenler için artık bıçağın kemiğe dayandığı noktada. Bir öğrenciyi yüzbinlerce liraya kaydeden özel okullar öğretmenlerine asgari ücret bile vermiyor. Ama artık öğretmenler bu gidişe hayır diyor.
Eğitim sermayedarlarının ve patronlarının korkulu rüyası, üretimden gelen gücünü her fırsatta emek eksenli bir çizgiye çeken, egemen fikirlere pabuç bırakmayan, yeri gelip inşaat işçileriyle, yeri gelip herhangi bir fabrikada başlayan direnişe verdikleri destekle işçi sınıfı içerisinde mücadelenin tekrar tekrar kendini yükseltmesini her fırsatta destekleyen bir sendika var. Patronlar, istedikleri kadar okullarında çalışan öğretmenlere ‘’Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasına üye olanın sözleşmesi feshedilir’’ tehditleri savursun, mücadele eden öğretmenlerin direnişi geride kalanlar için bir meşale olmaya devam edecek.
Şafak Ayhan