Kapitalizmin günümüzdeki gibi savaşlarla ve krizlerle boğuştuğu zamanlar, büyük altüst oluşların, devrimlerin yaşandığı olağanüstü zamanlar aynı zamanda. Devrimler; kitlesel ölümlerin, savaşların, yoksulluk ve yolsuzluğun yaşandığı, başta parlamento ve hukuk olmak üzere burjuva siyasal kurumların derin bir çürüme yaşadığı zamanlarda, işçi sınıfının kitlesel bir biçimde olayların akışına müdahale ettiği anlardır.
Kitlesel grevler ve eylemlerden oluşan sınıf mücadelesi, burjuva siyasal yapılanmasına alternatif yapıların ortaya çıkmasına yol açar. İşçi sınıfının kendi öz örgütlenmelerinden oluşan Sovyet tipi örgütlerdir, bu alternatif yapılar. Ancak Almanya, İtalya, İspanya, İran, Mısır örneklerinde yaşandığı gibi, tarihin pek çok devrimci döneminde işçi sınıfının saflarında bulunan reformist örgütlenmeler, sermaye sınıfıyla uzlaşarak, devrimin akamete uğramasına yol açtılar. O nedenle devrimin geleceği, sınıf hareketini birleştirme yeteneğine sahip, devrimin kaderinin çizildiği en kritik anlarda harekete rehberlik edebilen bir devrimci partinin varlığıyla doğrudan ilgili bir durum. Rus devrim tarihinde “Temmuz Günleri” olarak anılan zaman dilimi, bir işçi devriminin kader anının yaşandığı dönemeçte, Bolşevik Partisi’nin işçi kitlelerin güvenini kazanması açısından, bugün de bakılması gereken muazzam bir deneyim.
Rusya’da 1917 Şubat’ında savaşın yol açtığı ölümler, kıtlık ve cephelerdeki durumların iyice kötüleşmesi karşısında öfkeli işçi kitleleri, Çarlık rejimine karşı ayaklanarak demokratik yapılar olan Sovyetleri kurdular. Aynı günlerde dağılan eski hükümetin yerine “düzeni” sağlamak üzere Kerenski öncülüğünde Geçici Hükümet kuruldu. Rusya’da artık ikili bir iktidar vardı ve ikisi birden sonsuza dek varlıklarını sürdüremezlerdi.
İşçi sınıfı Şubat ayında monarşiyi devirmiş, kendi hükümet organlarını, Sovyetleri kurmuştu, ancak eski devlet aygıtı, yasalar, mahkemeler ayaktaydı. Öte yandan, sermaye üzerindeki kapitalist mülkiyet sona ermemişti. Topraklar büyük arazi sahiplerinin elindeydi. İşçi sınıfı ve yoksul kitleler barış, ekmek, toprak ve özgürlük için devrim yapmışlardı. Ancak, yaşam standardında bir değişiklik olmamıştı. Çalışma saatleri eskisi gibi günde 11-12 saatti. Cephelerdeki askerler savaştan bıkmıştı. Yiyecek, giyecek, teçhizat yoktu.
Geçici hükümet işçilerin taleplerini yerine getirmiyordu. Sovyetler içerisinde çoğunluk olan Menşevikler ve Sosyal Devrimciler, aynı zamanda geçici hükümetin içinde de yer alıyorlardı. İşçilerin taleplerine sırtlarını çevirmişlerdi.
Bıçak kemiğe dayandı
Temmuz günleri öncesinde kitlelerin tahammülü tükenmişti. Savaş, askerlerin yaşamını katlanılmaz duruma getirmişti. Tony Cliff Lenin II-Bütün İktidar Sovyetlere adlı muazzam eserinde, sözle eylem arasındaki tutarsızlıkların katlanılmaz hale gelerek Temmuz ayaklanmasına yol açtığının altını çizer: “Yüzyıllardan sonra nihayet uykusundan uyanmış insanlar, uzlaşmacı liderlerin, ekmeğe, toprağa, barışa, ulusal baskılardan kurtuluşa olan açlıklarını gidermeleri için sabırlı ve pasif bir şekilde beklemeyeceklerdi.”1
3-4 Temmuz günlerinde Putilov fabrikası ve Kronstad askerlerinin başını çektiği kitleler, hükümeti düşürmek için ayaklanma girişimi başlattı. Kerensky’nin başkanlığındaki Geçici Hükümet, Temmuz ayaklanmasında silahlanmış birliklerin ve işçilerin silahsızlanması için harekete geçti. Ayaklanmada yer alan askerlerin tutuklanması ve birliklerin tasfiyesine yönelik bir kararname yayınladı. Lenin’in Alman ajanı olduğunu, Bolşeviklerin askerlerin cepheye gitmesini engellediğini söyleyen bir karalama kampanyası başlattı. Lenin ve Zinovyev saklanmak zorunda kalırken, Troçki, Lunaçarski gibi önde gelen Bolşevik liderler “sosyalistlerin” içinde yer aldığı geçici hükümet tarafından tutuklandı.
Sahte Bonapart: Kerensky
Temmuz günleri kapitalistlerin de tahammülsüzlüğünü ortaya çıkardı. Örgütlü işçi sınıfını ezecek, güçlü, demirden bir yumruk ihtiyacı, burjuva safların Kerensky’nin etrafında toplanmasına yol açtı, Kerensky hükümeti olağanüstü yetkilerle donatıldı. Kerensky, askeri bir darbeyle Sovyetleri dağıtacak, kendisi de açık bir diktatörlüğün başına geçecekti. Oysa Rusya’da devrim başlamış, savaş nedeniyle ekonomi çökmüş, devlet mekanizması iyice bozulmuştu. Sınıflar arasındaki yaşanan çatışmaların boyutu Kerensky’nin boyunu çoktan aşmıştı.
Nitekim Kerensky’nin Sovyetleri etkisiz bırakmak için düzenlediği Moskova Konferansı’nda, egemen sınıfın tüm kesimleri Kerensky’nin değil, General Kornilov’un etrafında toplandı. Konferans, Kornilov’un Sovyetleri ve Bolşevikleri ezecek güç olarak ortaya çıktığı bir gösteriye dönüştü.
Kornilov darbesi ve Bolşevikler
Ağustos 1917’de Kornilov darbe yapmak üzere harekete geçti. Cephedeki bütün birlikleri toparlamaya başladı. Kendisini devirme planlarını son anda öğrenen Kerensky, Kornilov’u başkumandanlıktan aldı. Petrograd’a doğru yürüyüşe geçen Kornilov’un hedefinde örgütlenmiş işçi sınıfı ve Bolşevikler vardı. Bolşevikler, kendileriyle ilgili karalama kampanyaları yapan, parti kadrolarını tutuklatan Kerensky ile fiili bir ittifak kurmakta bir an bile tereddüt etmedi. Bolşevikler darbeyi yenmek için Sosyal Devrimciler ve Menşeviklerle ortak eylem birliği çağrısı yaptılar. Parti liderliğine hala inanan işçiler devrimi savunmak istiyorlardı.
Kornilov’a karşı mücadele Kerenksy’i desteklemek anlamına gelmiyordu. “Kornilov’a karşı savaşıyoruz, fakat Kerensky’i desteklemiyoruz. Aksine onun güçsüzlüğünü sergiliyoruz”[2] sözlerinden de anlaşılacağı üzere Lenin ne yapılması gerektiğini çok iyi biliyordu.
Troçki de Bolşeviklerin politikasını şöyle özetlemişti: “Tüfeği Kerensky’nin omzuna koyup Kornilov’a ateş edin. Kerenski’yle daha sonra hesaplaşılacak.”3
Birleşen işçilerin darbeyi engellemesiyle Bolşevikler hemen darbeci generallerin görevden alınması, işçilerin silahlandırılması ve tutuklu bulunan Bolşeviklerin salıverilmesi gibi önlemler alınmasını istediler. Sağ kanat Menşeviklerden Weinstein, bir askeri devrimci komite kurulmasını önerdi. Posta ve demiryolu işçileri harekete geçirildi. Trenler yanlış rayları izledi. Lokomotifler bozuldu. Telgraflar yerlerine ulaşmadı. Darbeci birlikler, gerçek görevlerinin ne olduğunu anlatan ajitatörlerle karşılaştı. Dört gün içinde yenilmez gibi görünen darbeci güçler kumdan kaleler gibi dağıldı.
Her yer Bolşevizm
Kornilov darbesinin yenilgisi Kerensky’nin de sonunu getirdi. Binlerce Menşevik ve Sosyal Devrimci asker ve işçi Bolşeviklere katıldı. 1 Eylül’de Petrograd Sovyeti, Bolşeviklerin “Bütün iktidar Sovyetlere” önerisini kabul etti. Ardından Finlandiya, Moskova ve diğer Sovyetler’de bu öneri kabul edildi. 9 Eylül’de Petrograd Sovyeti Merkez Yürütme Kurulu’nda Bolşevikler çoğunluğu kazandı. Troçki Sovyet başkanı seçildi. Sağcı bir Menşevik tarafından önerilen Askeri Devrimci Komite ise Ekim devrimini gerçekleştiren organ oldu. Darbenin yenilmesini sağlayan mücadeleyi örgütleyen Bolşevikler, Ekim Devrimi’nde yönlendirici olmasını sağlayan güveni tüm işçi sınıfına verebilmiş oldu.
1. Cliff,Tony, Bütün İktidar Sovyetlere, Cilt2. 1994, s.314
[2] A.g.e, s. 363.
[3] Troçki, 1998,s.240