Ukrayna’daki emperyalist barışın arkasında ne var?

Donald Trump, ABD’nin Çin’e odaklanabilmesi için savaşı sona erdirmeye çalışıyor.

Donald Trump ve Volodymyr Zelensky’nin son buluşmasının ortamı, birkaç ay önceki feci Oval Ofis karşılaşmasından bile daha dramatikti.

Papa Francis’in cenaze töreninin en görkemli görüntüsü, iki başkanın Roma’daki Aziz Petrus Bazilikası’nın ihtişamı karşısında cüceleşmiş bir hâlde birbirlerine sokulmaları oldu.

Trump daha sonra bunun “güzel bir buluşma” olduğunu söyledi. Ancak sembolizm iktidarın gerçeklerini değiştirmiyor. Roma bunları daha önce de gördü. Mayıs 1527’de şehir imparator V. Charles’ın ordusu tarafından acımasızca yağmalandığında Papalığın zayıflığı ortaya çıkmıştı.

Önceki hafta Cumartesi günkü toplantı, bir başka imparatorluk savaşının sona ermesinde önemli bir adım olabilir. New York Times gazetesi bile artık Ukrayna’nın “ABD-Rusya vekalet savaşlarının uzun tarihinde bir rövanş” olduğunu kabul ediyor.

Times gazetesi, Pentagon’un ve aynı zamanda İngiliz ordusunun Ukrayna silahlı kuvvetlerinin tedarikine ve yönlendirilmesine ne ölçüde müdahil olduğunu ayrıntılarıyla anlatıyor. Bir makalede Avrupalı bir istihbarat şefinin “NATO’daki meslektaşlarının Ukrayna’daki operasyonlara ne kadar derinden dahil olduklarını öğrendiğinde şaşırdığını hatırladığı” belirtiliyor: ‘Onlar artık ölüm zincirinin bir parçası’ dedi”.

Bazen insanlar Ukrayna savaşının ABD ve Rusya arasında bir vekalet savaşı olarak tanımlanmasına, bunun Ukraynalıların “eylemliliğini” görmezden geldiğini söyleyerek tepki gösteriyor. Bu doğru değildir. Ukraynalılar, özellikle işgalden sonraki ilk haftalarda, Rus ordusunun tüm ülkeyi ele geçirmesini engellemek için büyük cesaret, beceri ve kararlılık gösterdiler.

Ancak NATO’nun sağladığı tüm silah sistemleri, istihbarat ve tavsiyelere rağmen Rusya’yı Ukrayna’nın güney doğusunda elinde tuttuğu topraklardan atmayı başaramadılar.

Ukrayna ordusunun Rusya’nın Kursk bölgesine yaptığı saldırı Kuzey Kore birliklerinin yardımıyla büyük ölçüde püskürtüldü.

Vladimir Putin’in 2014’te ele geçirdiği Kırım Yarımadası da dahil olmak üzere Ukrayna’nın tamamını geri almak için Batı’nın nükleer bir savaşı kolayca tetikleyebilecek düzeyde bir müdahalesi gerekecektir. ABD Başkanı Joe Biden, Rusya’yı zayıflatmak ve izole etmek umuduyla kazanı kaynatmaya devam etmekten memnundu.

Bu daha sınırlı hedef bile başarısız oldu.

Trump, her zamanki kaba, acımasız ve beceriksiz tarzıyla gerekli sonucu çıkardı. Kendisi bir barış yanlısı olduğunu iddia ediyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun geçen hafta ifade ettiği gibi, “Bu, savaş ya da silahlı çatışma başlatma vaadiyle aday olmuş bir başkan değil.”

Ancak Trump, Gazze’de soykırımın devam etmesine izin vermekten oldukça memnun. Ve İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin çökmesi hâlinde İran’a yönelik bir İsrail saldırısını desteklemekle tehdit etti. Trump, “Eğer bir anlaşma yapamazsak, sürünün başında ben olacağım,” dedi.

Bununla birlikte Trump, Ukrayna savaşını kesinlikle sona erdirmek istiyor. Hem stratejik hem de ekonomik nedenlerle yönetimi Moskova ile ilişkileri yeniden inşa etmeye çalışıyor.

Rubio, ABD’nin Rusya’yı gerçek rakibi Çin’le olan ittifakından uzaklaştırabileceği umudunu -neredeyse kesinlikle hayali- dile getirdi.

Bir barış anlaşması için 1953’te Kore savaşının sona ermesi örnek alınabilir. Savaş, Çin’in müdahalesinin ABD’nin Kuzey Kore’yi fethetme çabasını durdurmasının ardından çıkmaza girmişti.

Başkan Dwight Eisenhower sahadaki askeri dengeyi yansıtan bir anlaşmaya onay vermişti. Trump yönetiminin barış önerileri, Rusya’nın ele geçirdiği Ukrayna topraklarının tamamını olmasa da çoğunu, yani ülkenin yaklaşık beşte birini kontrol etmesine neden olacaktır.

Bu konuda iki zorluk var. Birincisi Zelenskiy’nin böyle bir bölünmeyi kabul etmesi hâlinde siyasi olarak ayakta kalıp kalamayacağı. Diğeri ise Kore örneğinde olduğu gibi ABD’nin çözümün finansmanı için elini taşın altına koymuş olması.

ABD, Güney Kore’de hâlâ önemli bir askeri varlığını sürdürüyor. Buna karşın Trump ve Rubio, Ukrayna’yı destekleme işini Avrupalıların üzerine yıkmak istiyor. Ancak Keir Starmer’ın aracılık ettiği tüm toplantılar, İngiltere ve Avrupa Birliği’nin gerekli askeri kapasiteye sahip olmadığı gerçeğini gizleyemez.

Belki Ukrayna’da barış olacak. Ancak bu, çatışmaları küresel olarak devam edecek olan imparatorlukların aracılık ettiği acı ve belirsiz bir barış olacaktır.

Alex Callinicos

(Socialist Worker’dan DeepL yardımıyla çevrilmiştir.)

Yazar

You May Also Like