İşçi sınıfı kapitalizm içinde eşsiz bir konuma sahiptir ve mücadeleyle bir araya geldiğinde gücü katlanır.
Sosyalistler neden hep işçi sınıfından dem vuruyor? Ne de olsa son yıllardaki en büyük değişim hareketleri işyerlerinde değil sokaklarda gerçekleşti.
Bunun nedeni işçilerin her türlü aşağılanma ve maddi yoksunlukla karşı karşıya olmaları değil. İster Küresel Güney’in kayıt dışı ekonomisindeki işçiler olsun, ister hizmetlerden mahrum bırakılan engelliler olsun, pek çok grup adaletsizliklere maruz kalmaktadır.
İşçi sınıfı sosyalist fikirlere her zaman daha yatkın değildir; gerici fikirlere karşı en az diğer gruplar kadar savunmasızdır. İşçi sınıfından pek çok insan iş, konut ve okul yeri için rekabet etmek zorunda kalıyor. Kapitalizm bizi birbirimizden ayırır ama aynı zamanda birleştirir de.
İşçi sınıfı, patronları alt edebilecek potansiyel gücü ve kolektif örgütlenme yeteneği bakımından benzersizdir.
Karl Marx, işçi sınıfının “radikal zincirleri olan” bir sınıf olduğunu ileri sürmüştür. İşçileri kapitalizme bağlayan zincirler, onları toplumu radikal ve devrimci bir şekilde dönüştürmeye muktedir kılan zincirlerdir.
İşçiler mal ve hizmet üretim sürecinin merkezinde yer alırlar. Patronlar kâr elde etmek için işçileri sömürmeye ihtiyaç duyarlar. Ve işçileri giderek daha büyük süper alışveriş merkezlerine, depolara ve ulaşım merkezlerine çekerler.
İşçiler aynı koşulları paylaşmaktadır ve yaşamlarını iyileştirmek için birlikte örgütlenme hususunda aynı çıkarlara sahiptir. Bu tür mücadeleler artan çalışma saatlerini, azalan hastalık ücretlerini ve enflasyonun altında ücret artışlarını durdurmayı amaçlayan savunmacı mücadeleler olabilir.
İşçiler kendilerine daha fazla güvendiklerinde, mücadeleler saldırıya dönüşebilir ve daha iyi ücret, daha iyi emeklilik maaşı, daha iyi doğum izni talep edebilirler.
ABD’li sosyalist Hal Draper’ın ifade ettiği gibi, “Sınıf mücadelesine katılmak için, Newton’un bir uçaktan düşeceğine inanmak ne kadar gerekliyse, sınıf mücadelesine ‘inanmak’ da o kadar gerekli değildir. İşçilerin mücadeleyi diğer herkesten daha çok sevdiğine dair hiçbir kanıt yoktur. Kanıt, kapitalizmin onları buna zorlaması ve alıştırmasıdır.”
İşçilerin en etkili kolektif eylemi greve gitmektir. Grevler, kârların yaratılması ve toplumun işleyişi üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir.
Öğretmenler, doktorlar ve hemşireler gibi kamu sektöründeki işçiler de örgütlenme ve taleplerini kazanma konusunda muazzam bir güce sahiptir.
Kapitalizm ancak patronlar işçilerin emeğini sömürmeyi başarırsa var olabilir. Dolayısıyla eğer işçiler çalışmayı reddederse tüm sistemi durdurabilirler. Bu, onları diğer sınıflardan farklı kılan kolektif güçtür.
Grev hareketleri esnasında egemen sınıf fikirlerinin etkisi kırılmaya başlar. İşçiler medyanın, polisin ve mahkemelerin kendilerine karşı nasıl cephe aldığını tecrübe ederler.
Bir dizi yalan parçalanmaya başladığında kapitalizmin tüm ideolojik yapısı sorgulanmaya başlar. Kolektif örgütlenme deneyimi, işçi sınıfı içindeki bölünmelerin üstesinden gelme potansiyeli yaratır.
Dayanışma, işçilerin yaşadıkları hayata dahil olmaya başlar ve gerici fikirler artık bir anlam ifade etmez.
İşçi sınıfı insanları sadece ezilen grupların müttefiki değildir. Mücadelelerini bölen ve zayıflatan ırkçılığa, cinsiyetçiliğe ve homofobiye meydan okumakta somut yararları vardır.
İşçi sınıfı birliği tüm işçi sınıfının nesnel çıkarlarına dayanır. Çalışmayı reddederek tüm sistemi çökertme yeteneği, işçilere başka hiçbir grubun sahip olmadığı bir tür kaldıraç gücü verir.
İşçiler sadece içinde bulundukları koşulları değil, kendilerini de değiştirmeye başlarlar. Hayata hakim olan yabancılaşma ve önemsizlik duygusu yerini dayanışmaya ve dünyayı şekillendirme kapasitemize duyduğumuz inanca bırakır.
Bu, işçilerin kapitalizmi durdurmaktan daha fazlasını yapabilecekleri anlamına gelir. Sömürüden tamamen arınmış, sınıfsız bir dünya inşa edebilirler.
İşçi sınıfı kendi sömürü ve baskısını ortadan kaldırırken, bu merkezi sömürü eksenine ayrılmaz bir şekilde bağlı olan toplumun çürümüş her yönünü de ortadan kaldırmalıdır.
İşçi sınıfı, kendisini özgürleştirirken tüm insanlığı özgürleştirme potansiyeline sahip olan tek sınıftır.
(Socialist Worker’dan Bahan Gönce çevirdi)
